ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEOLAR DERNEKLERİMİZ KÖYLERİMİZ ZİYARETÇİ DEFTERİ ANKETLER İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SAAT


Türk Kültür Tarihinde Nevruz Bayramı

Tarih 01 Şubat 2010, 22:06 Editör

Yazar: H. Murat ARABACI

Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde 21.03.2004 Tarihinde Sunulan Konferans Metni
 
H. Murat ARABACI
Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
 
Bir milletin varoluş sebeplerinden en önemlisi ve bir toplumun sosyal dokusu milli kültür unsurlarıdır. Dil, din, töre, sanat, edebiyat, tarih, bir toplumun geçmiş asırlardan bugüne akıp gelen sosyal değerleridir. Ancak, bu değerlerin yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması ile millet bağı kuvvetlenir ve insan toplulukları sıradan kalabalıklar olmaktan çıkıp, millet olma şuuruna yükselebilirler.
 
Tarih ilmi göstermiştir ki; “coğrafyayı vatan yapan insandır.” İnsanı da diğer insanlardan ayıran şüphesiz milli kültürdür. Çünkü hukukun dahi yetersiz kaldığı zamanlar olabilir ve böyle zamanlarda gelenekler milletleri ayakta tutmayı başarırlar. Bütün istilacı ve sömürgeci hedefler, önce bu milli değerlere saldırıp yozlaştırmayı, sonra da yok etmeyi planlamaktadırlar.
 
İşte bu milli değerlerimizden biri de dini ve milli bayramlarımız ve onlar arasında sayılan, yılbaşı veya Ergenekon Bayramı diye de ifade edilen Nevruz Bayramıdır. Farsça bir kelime olan ve yeni gün manasına gelen nevruz; Eski Türklerin ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri miladi 21-22 mart, Rumi 9 mart günü, yani güneşin koç burcuna girdiği gündür.
 
Türk kültür tarihinde Sultan nevruz, Nevruz-ı sultani, navrız, bozkurt, ergenekon mart dokuzu, ulu gün, yeni gün gibi isimler altında karşımıza çıkan bu gün, Türkler için özel bir gün, bir kurtuluş günüdür. Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip olan “Ergenekon’dan Çıkış”ın bu güne rastladığı kabul edilmektedir.
 
Ebulgazi Bahadır Han’ın verdiği bilgiye göre; düşmanlarla yaptıkları savaşta yenilen Kök-Türkler’den bir grup kaçarak çevre ile teması olmayan yüksek dağlarla çevrili bir vadide 400 yıl saklandılar. Bu süre zarfında çoğalarak, bulundukları yere sığmaz oldular. Dışarıya olan tek çıkışı da bulamayınca, demir madeninin bulunduğu dağı eritip yol açtılar. İşte o tarihi belleyip o günü bayram saydılar. Kendilerine hürriyet ve istiklal veren kurtarıcı Tanrı’ya şükür etmek için Ecdad Mağarası da denilen Ergenekon’da bundan böyle her yıl sembolik olarak demir dövdüler ve dua ettiler.
 
Diğer yandan bir başka Türk destanı Ay Ata destanı da Nevruz bayramı ile alakalıdır.
 
Türkler tarafından kullanılan en eski Türk takvimi, günümüzde de bazı Türk toplulukları tarafından mahalli olarak hala kullanılmakta olan “Oniki Hayvanlı Türk Takvimi”dir. Bu takvimin Hun Türklerinden beri kullanıldığı kaynaklarda ifade edilmekte olup, ayrıca Orhun Abideleri’nde de zikredilmektedir. Güneş yılına dayalı olarak 365 gün den oluşan bu takvimde yılın ilk günü 21-22 mart, yani nevruzdur.
 
Bir diğer Türk takvimi de; Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından, meşhur astronom ve matematikçi Ömer Hayyam’a yaptırılan Takvim-i Celali’dir. Burada da güneşin koç burcuna girdiği gün yılın ilk günü olarak kabul edilmiştir ve 15 Mart gününe tekabül eden bu güne nevruz adını vermişlerdir.
 
Bu takvim daha sonra aynı coğrafi bölgede Babür, İran, Afganistan ve İlhanlı Devletleri tarafından da kullanılmıştır.
 
Buradan çok net biçimde anlaşılacağı üzere; Nevruzun bu coğrafyada ortak kültür unsuru olması asırlarca aynı takvimi kullanmalarından kaynaklanmaktadır.
 
Ayrıca binlerce yıldır komşu olan toplumların kültürleri arasında bu türlü benzerlikleri tabii karşılamak gerekir. Ancak İranlılarda Nevruz zamanla dini bir mahiyet kazanmıştır. Bugün hala Afganistan ve İran’da aynı takvimin değişik bir versiyonu kullanılmaktadır.
 
Selçuklulardan sonra Anadolu’da kurulan beyliklerde de yılbaşı ile alakalı aynı gelenek sürmüş, 21 Mart yılbaşı günü kabul edilmeye devam etmiştir.
 
Osmanlı Devleti dönemi kaynaklarına baktığımızda da, nevruz-ı sultani diye bahsedilen ve özel olarak merasim yapılan bir günün varlığı mevcuttur.
 
Hatıratlardan öğrendiğimize göre bu merasimler için Osmanlı sarayında günler öncesinden başlayan hazırlıklar yapılmıştır. Ayrıca İran Hükümdarının gün münasebetiyle Osmanlı Sarayına hediyeler sunduğu kaynaklarda zikredilmektedir. Bu devirde Bilhassa birtakım mali işlerin ve vergilerin düzenlenmesinde mali yılbaşı olarak Sultan nevruz kabul edilmiştir. Bilindiği gibi bu uygulama yeni vergilendirme döneminin marta tekabül etmesi şeklinde kısmen günümüzde de sürmektedir.
 
Yine günümüzde Eylül ayının ikinci haftasında yapılan Ertuğrul Gazi törenleri daha önce II. Abdülhamid zamanına kadar Mart Dokuzuna rastlayan nevruz günü yapılırdı. II. Abdülhamid’le birlikte hükümdarın tahta çıkış günü olan 19 Ağustos’a alınmıştır. 1950’li yıllardan beri de Eylül ayında yapılmaktadır.
 
Cumhuriyet Dönemi’nin ilk zamanlarında nevruz resmi bir bayram niteliğinde idi. bizzat M. Kemal Paşa’nın da iştirak ettiği kutlamalara dair pek çok belge ve fotoğraf mevcuttur. 1926 Ocak ayından itibaren de mart ayı mali yılbaşı olarak kabul edilmiştir.
 
Geçmişten günümüze Türk kültüründeki tabiat anlayışı ile alakalı olarak bir nevi canlanma, dirilme, yenilenme, kış soğuklarından kurtuluş, bahar bayramı manalarını ifade ettiğini zannettiğimiz Nevruz geleneği Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Anadolu’da ve dini, mezhebi, coğrafyaları farklı tüm Türk topluluklarında hayret verici bir benzerlikte kutlanmaktadır ki bunu ancak Türk kültürünün bütünlüğü ve mütemadiliği ile izah etmek mümkündür.
 
Bilhassa Türk dünyasının büyük ehemmiyet verdiği nevruz günü 1990 yılından itibaren Rus esaretinden çıkar çıkmaz Türk Cumhuriyetlerinde milli bayram olarak ilan edilmiştir.
 
Görüldüğü gibi Nevruz binlerce yıldır Türk milleti için bir kurtuluş, yeniden doğuş ve Ergenekon bayramıdır. Budist, Şaman, Hıristiyan, Müslüman, alevi, Caferi, Sünni bütün Türkler bu bayramı aynı coşkuyla dünyanın dört bir tarafında kutlamaktadırlar.
 
Gerçek manada yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğu belgelerle ispat olunan bir Türk bayramının son dönemlerde memleketimizde bölücü maksatlarla kullanılıyor olması endişe vericidir.
 
Bayramlar sevgi ve kardeşlikte birleşmenin bütünleşmenin simgesidir. Milli bayramlar Millet olmanın gururunun yaşandığı, aynı ortak geçmişe sahip olmanın, aynı ortak geleceğe koşmanın hazzının yaşandığı günlerdir.
 
Bilinmesi gereken en mühim husus; bu günün bir ayrımcılık vesilesi yapılması ancak, enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını ele geçirmek için uğraşan emperyalist güçlere hizmet edilmesi anlamına gelecektir.
 
HEPİNİZİ SAYGI İLE SELAMLARIM.

Bu haber 1251 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Akademik

Bozok Üniversitesinde Nogay Dili ile ilğili konferans

Bozok Üniversitesinde Nogay Dili ile ilğili konferans Mecit Aksu-Oguzhan Erbay

Kafkasya Tarihi

Kafkasya Tarihi Yazar: Dr. M. Aziz SÜTBAŞ

Google Translate

GALERİ

ANKET

Yeni sitemiz sizce nasıl olmuş ???





Tüm Anketler

SAYAÇ

Aktif Ziyaretçi 1
Bugün Tekil1
Bugün Çoğul24
Toplam Tekil 60105
Toplam Çoğul217359
Ip 93.89.225.254

Tüm Hakları www.nogayturkleribulteni.org ve www.nogayturkleri.org aittir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu