ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEOLAR DERNEKLERİMİZ KÖYLERİMİZ ZİYARETÇİ DEFTERİ ANKETLER İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SAAT


Suyumbike Destanı

Tarih 01 Şubat 2010, 22:12 Editör

Yazar: Dr. M. Aziz SÜTBAŞ

Bir Nogay Kani bolgan Yusup Mırza Han Turk binen Tatar birligi sebepli 15 insi yuzyillikta kızı Süyümbikedı, 18 yasinda eken Kirim Kani vasitsiminan Kazan Kani'man uylendirgen. Onung Oyu uykenlegen Oris balesi bolgan Meskuv Kan'ina karsi birlik yasamak edi. Ama tavarih Yusup Kan'din oylaganinday bolmas. Nav biyit ale de soylenipturgan Tatar ma? Turk be? Nogay ma? soravina en aruv yavaptir.

Kazanga üş kayta han bolgan Safagerey ölgen vakıtında, ulı Ötemıs Gereydıng yaslıgı sebeplı, ökımet ıslerı dörtınşı hatını Süyımbikege tapşırgan. Hurşid Ana(Handın üken hatını bolsa yaray) kunlesıp, özı han hatını bolmaga ınyetlenıp, Astrahannan kazanga Yadıger Handı keltırgen. Meskuv hanı man bolgan solıklardı neşe kayta bızsalar da, ol ıslerdıng künasın "Süyımbikedıng ısı, Nogaylardın, Kırımlılardıng ısı" dep (Süyımbike üstınnen) Hurşid Ana Meskuvge hat yazgan.

Sol sebeplı, Meskuv Hanı bır kelısken vakıtta tul kalgan Nogay Yusup Mırza kızı Süyümbikedı, dört yaslık uvılı Ötemis-Gerey men ekısın, Meskuvge yesır etıp uzatuvga şart kılgan. Kazan törelerı Meskuvge doslıkları bolmasa da, özlerın ayıpsız etıp körsetuv uşun, Süyımbikedı takatınnan, vaktısınnan ayırıp, yılatıp, Meskuvge uzatkannar. Sol kün, kaladan şığarıp, Kazankı suvına yetkenşe, Kazan muzıkantlarıng oynap bargan munglı küyıne yazılgan yır Süyımbike dıng öz avzınnan söylep aytılagan deydiler.

SUYUMBİKE BIYİTİ

Takdırden adem ozbaydı, bır kuday tüzgenge
Kudaydın kulı bır zaman kazaga tüzgendey.
Mıng bes yüz onbeste bu dünyaga kelgenmen,
Ata-ana davletı eş ketpes dep bılgenmen
Ata-ana kolında bır kaygı da körmedım,
Bu kaygılar körermen dep esaplap ta yürmedım.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas davletım,
Sabiy şağım, nurlu yüzüm, mırza kızı bolgan baktım

On segız yasıma tolgan şaklarımda
Han hatını boldım men ata-ana yaklarında.
Kırımhan kazaga akeldı taktırım,
Kazannıng yas hanı Yengalı boldı erım.
Yengalı Han öldı bır zalım kolınnan,
Endıgı kazalar taydılar yolınnan.
Hanbike bolganım, ekı yıl turganım,
Tul kaldım kaygılı, han dünya yoğaldı.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas davletım,
Sıluv şağım, nurlı yüzüm, han bikesı bolgan vakıtım.

Kırımlık Safagerey kazanga han boldı,
Üş hatını bolsa da, dörtünşıge menı aldı.
Dünıyalar kavıflı, zamanlar kaygılı,
Kazanga küşlü padışahlar köz saldı.
Kazan ışı tınışsız, düşpan barı bılıne,
Devletı bar kısıler kıre kısı tılıne.
Safagerey vakıtında bek köp boldı soğıslar,
Ar kaydan yav kelgennen avır boldı solıklar.
Ömırım öttı on dört yıl Safagerey han mınan.
Kazan şahar köngılsız yolda tökken han mınan
Şahar tısında soğıs, ışınde tolgan afat
Sol tınışsız vakıtta Safagereyım vafat
Ekı yaslık ulım, közım nurı kulınım,
Ötemıs-Gerey ım kaldı yetım, bılbılım.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas devletım,
Özım de tul, ulım yetım, kayda menım tınış vakıtım.

Meskuv hanı kazandı almak bola özine,
Kazanlılar pıtne aşa, karamaydılar sözıne.
Meskuv hanı ögıttı karttı, yastı yığıttı
Berıngız maga, dep, tutarman yebır etpey.
Mırzalar söz anlamay, küşlerı az soğıska,
Neşe kabat söz bızıp, bardı olar solıkka.
Solık şartın tağı da bu mırzalar bızdılar,
Nogay, Kırım, Kazanlılar türlı yerge tozdılar.
Han ornına han bolıp turalmadım pan bolıp,
Alsızlendım mırzalarga, yüreğım bavırım kan bolıp.
Bacaralmay ıstı, tınglatalmay kısıdı,
Ar kaysısı bılgen bolıp yürıttıler bu ıstı.
Han kabırı üstıne kurdırdım tas minare,
Oylandım: Özüm ölsem de atım köp yılda kalar.
Minaredı kurganım köngıllendırer elımdı

Kazandakı kınezler özı tınış bolarga,
Ar kaysısı kol salganlar menı yesırge alarga.
Emre boldı ketpeğe, küymelerge yetpeğe
Közlerımnen nur kettı, bılmeymen ne etpeğe.
Menı tutıp, ekı adem oltırttılar arbaga
Takat, vaktı kaldırıp, küyeme yanına barmağa

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas devletım,
Köngılım munglı, Yüzım sarı, yesır vakıtım.

Közım saldım halkka, köbı yılap uzata,
Kaysıları "Meskuv hanı rahimlı" dep yuvanta
Şaar tamam gürldey, yılay-sıktay davısı,
Mağa tüsken kaygılar mırzalardıng tavısı
Oylap aldım, Kıyamet bolganma ale buğın dep,
Tağı oylandım: yılayşılar mendey kımık tuvıl dep.
Barıp yetkende deryağa, kırıttıler küymeğe.
Azız tıllerım baylandı, bılmeymen ne söz demeğe.
Kaysı aytadı:alveda, kaysı aytadı alfirak
Halk haldı yığılıp, küşsız bolıp firak ta
Küşlı ademler yuvıkta, Kalganları yırakta
Volga ga şıkkanda, karadım men kalaga,
Kaldı yılap kazanım, usap öksız balaga.
Dedım: Mıskın Kazanım, tüstü tacıng basınnan,
Kaldıng buğın davletsız, yasma ağar yasıngnan
Kayda kaldı şatlığın, kayda senıng baylığın?
Körer közğe belğılı, azır kul, yarlılığın.
Bosap kaldı sarayıng, nurım kettı yüzımnen.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas devletım,
Han sarayda tuvgan edık, buğın kaldık yesır, yetım

Minarem körındı köp yerleğe yetkenşe,
Tağıda bır yıladım, ellerım pıtkenşe,
Dedım: Ya rabbıy, minarem , bılmeysıng, kayda baram!

Kaldırdım endı senı, taktırge yoktır şarem.
Han üstıne kuraldıng, tastandır senıng astıng
Ömırlerge kalarmız; Senı men menım atım
Solay söylep barganda, minarem de yoğaldı,
Yoğalıvga sebep sol, küyme bek köp yol aldı.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas devletım,
Köngılım munglı, közım yaslı, özım yesır, ulım yetım.

Küyme kettı yoğalıp, karşığaday kustı alıp,
Mendey karıp şarasızdıng akılın, küşın alıp.
Bara turıp bız yettık Zuya değen kalağa,
Keldı andağı bayar, mırza bızdı körıp kalmağa
Barıp yetkende zuyağa, anda bız üş kün turduk,
Şıkpadık bız bır yerge, küyme ışınde oltırdık.
Annan kettık Meskuv ge, körıp safar mecnetın
Yesır bolıp baramız, körmey dünya zıynetın
Köp zamanlar barğanda, Meskuv ge barıp yettık.
Bu baktısız baslarga ne bolar dep bız küttık.
"Kızlar maydanı" değen bır orınga elttıler.
Bıraz karap turğannan bızdı yurtka kırıttıler.
Kırgen yurtka karavıl koydılar bır on kısı,
Şığarmaydılar, yürıtpeydıler, kırıtpeydıler bır kısı.
Kün de oza, tün de oza, kayğıdan denım sızlay.
Ekı boyar kelgen bır kün, bırısı "Ayda" dep kol soza.
Yesır bolğan ne şara? Kozğaldım men kayğıra,
Balam mınan ekevımızdı kayda olar alıp bara?
Barıp kırdık ken yurtka, ışınde onıng hansaray
Köp kısıler yıyılğan, barısıde bızge karay
Padışah ta munda özı, mağa aytadı bır sözdı:
"Balang munda asırarlar, erge berermen sızdı"
Dep sonda balamdı kolımnan aldılar,
Yesırlıkten yangan edım, tağı otka saldılar.
Esıttım men balamdı poplar alğanlar dep,
Akılı da yok sabıydı dınnen şığarganlar dep.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas devletım,
Közım munglı, közım yaslı, kaldım yalgız, yesır, yetım.

Men ketkende kündesım "kettı endı Süyımbike"  dep
Özıne er kayğırıp, bolayak bolgan hanbike.
Halk mınan kengesıp, Astrahandan han algan,
Özım kenem kenız eken, atı yadığer bolgan,
Kündesım hanga bargan, Kazandı tutaman dep,
Dünıya aytkan:"Asıkpa ale, senı dey otka atarman", dep.

Sol yılda ol menı de padışah berdı bır hanga,
Kasımdağı Şeyhalığe, Kazanga düşpan yaka.
Menı alıp soğıska emre boldı barmağa,
Meskuvlermen bırğe kazandı özıne almağa.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas davletım,
Kazanım yok, köngılım munglı, mutalmay eş hasretım.

Şeyhalıler barğanlar, Kazandı özıne alganlar,
Menı satkan mırzalardıng basın yerge salganlar,
Yadığer mınen kündesım tağıda kolğa tüsken,
Menı yandırgan otka özıde yahşı pısken.
Karıp balam Ötemıs te altı yasına yettı,
Yalğan dünyadan öttı, onnan bır kayğım bıttı.
Dünyağa kelğen adem kayğı körmey turmaydı.
Düniyada şat yürğennıng de topraktır akır orını.

Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas davletım,
Kördım mecdet, şektım azap mutılamaydı eş hasretım.

TERCÜMESİ

Bir Nogay Hanı olan Yusuf Mirza Han Türk ve Tatar birliğini sağlamak amacıyla 15. yüzyılda kızı Suyumbike'yi 18 yaşında iken Kırım Hanı aracılığıyla Kazan Hanı ile evlendirir. Amacı büyüyen Rus tehdidi olan Moskova Hanlığına karşı birlik oluşturmaktır. Ancak tarih Yusuf Han'ın düşündüğü gibi ilerlemez. Bu beyit halen konuşulan olan Tatar mı?, Türk mü?, Nogay mı? sorusunda en güzel cevaptır.

Kazan'a üç defa han olan Sefa Giray'ın öldüğü tarihte, oğlu Otemis Giray'ın gençliği nedeniyle hükümet işlerini dördüncü esi Suyumbike yürütmüştür. Hurşid Ana (Hanın büyük eşi olsa gerek) kıskanıp, kendisi han olmak amacıyla, Asrahan'dan Kazan'a Yadigar Han'i getirmiştir. Hurşit Ana Moskova Hanı ile yapılan anlaşmaları kaç defa bozsalar da, o islerin günahını "Suyumbike'nin işi, Nogayların, Kırımlıların işi" diyerek (Suyumbike adıyla)  Moskova'ya mektup yazmıştır.

Bu nedenle, Moskova Han'ı ileri bir vakitte dul kalmış Yusuf mirza kızı Suyumbike'yi, dört yaşındaki oğlu Otemis Giray ile beraber, Moskova'ya esir olarak götürmeye karar vermiştir. Kazan töreleri Moskova'ya dostlukları olmasa da, kendilerini suçsuz göstermek için, Suyumbike'nin hürriyetine, ve haklarına el koyup, ağlatarak Moskova'ya göndermişlerdir. O gün, kaleden çıkıp Kazan Nehrine ulaşıncaya kadar, kazan müziğinde söylenip gelen ünlü anonim şarkının Suyumbike'nin kendi ağzından söylediği ifade edilmektedir.

SUYUMBIKE BEYİTİ

Taktirden insan kaçamıyor, Bir Huda dilediğinde
Huda'nın kulu bir zaman kaza'ya dilediği gibi.
Bin beş yüz onbeş'te bu dünyaya gelmişim,
Ata-ana devleti hiç gitmez diye bilmişim
Ata-ana kolunda bir kaygı da görmedim,
Bu kaygıları görürüm diye hesap edip de gezmedim.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim,
Çocukluk çağım, nurlu yüzüm, Mirza kızı olduğum bahtım

On sekiz yaşımı doldurduğum cağlarımda
Han hatunu oldum ben ata-ana tarafında.
Kırım Han kazan'a getirdi takdirimi,
Kazan'ın genç Hanı Yengali oldu erim
Yengali Han öldü bir zalimin eliyle,
Artık kazalar şaştılar yolundan.
Han eşi olduğum, iki yıl durduğum, dul kaldım kaygılı, han dünya kayboldu.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim,
Çocukluk çağım, nurlu yüzüm, han hatunu olduğum vaktim.

Kırımlı Safa Giray Kazan'a han oldu,
Üç eşi olsa da, dördüncüye beni aldı.
Dünyalar karanlık, zamanlar kaygılı,
Kazan'a güçlü padişahlar göz koydu.
Kazan içi karışık, düşmanın tamamı biliniyor,
Devlet sahibi kişiler düşüyor insan diline.
Safa Giray vaktinde pek çok oldu savaşlar,
Her yönden düşman gelmesiyle ağır oldu ateşkesler.
Ömrüm geçti on dört yıl Safa Giray Han ile.
Kazan şehri gönülsüz yolda dökmüş han ile
Şehir dışında savaş, içinde dolmuş afet
O karışık zamanda Safa Giray'ım etti vefat
İki yasındaki oğlum, gözümün nuru yavrum,
Ötemıs-Giray'ım kaldı yetim, bülbülüm.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim,
Kendim de dul, oğlum yetim, nerde benim mutlu cağlarım.

Moskova Hanı Kazan'ı almak istiyor kendine,
Kazanlılar fitne açıyor, bakmıyorlar sözüme.
Meskuv Hanı örgütledi yaşlıyı, genci yiğiti
verin bana, diye, tutarım cebir etmeden.
Mirzalar söz anlamıyor, güçleri az savaşmaya,
Nice defa söz bozup, vardı onlar ateşkese.
Ateşkes şartını tekrar bu mirzalar bozdular,
Nogay, Kırım, Kazanlılar çeşitli yerlere kaçtılar.
Han yatağına han olup duramadım pan olup,
İçerledim mirzalara, yüreğim ciğerim kan olup.
Beceremeden işi, dinlemeden kişiyi,
Her birisi de  bilmiş gibi yürüttüler bu işi.
Han kabri üstüne kurdurdum tas minare,
Düşündüm: Kendim ölsem de adım çok yılda kalır.
Minareyi kurmam gönüllendirir elimi

Kazandaki kınezler kendileri güvende olmaya,
Her birisi el kaldırmışlar beni esir almaya.
Emir geldi gitmeye, kafeslere yetmeye
Gözlerimden nur gitti, bilmiyorum ne yapmaya.
Beni tutup, iki adam oturttular arabaya
Takat, vakti kaldırıp, kafas yanına varmaya.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim,
Gönlüm dolu, yüzüm sarı, esir vaktim.

Göz gezdirdim halka, çoğu ağlayarak uğurluyor,
Bazıları "Moskova Hanı merhametlidir" diye avutuyor
Şehir tamamen gurulduyor, ağlama-hıçkırma sesi,
Bana düşen üzüntü mirzaların davası
Düşündüm, kıyamet mi olmuş hele bugün diye,
Daha düşündüm: ağlayışlar benim gibi gizli değil diye.
Varıp ulaştığında denize, soktular kafese.
Aziz dillerim bağlandı, bilmiyorum ne söz demeye.
Bazısı diyor: elveda, birisi  diyor güle güle
Halk kaldı yığılıp, güçsüz olup ayrılık ta
Güçlü insanlar yakında, gerisi uzakta
Volga'ya çıkınca, baktım, ben kaleye
Kaldı ağlayarak Kazan'ım, benzeyerek öksüz bebeğe.
Dedim: Miskin Kazan'ım, düştü tacın başından,
Kaldın bugün devletsiz, genç mi genç yaşın ile
Nerde kaldı şaatlığın, nerde senin hükümranlığın?
Görür göze belirgin, hazır millet, dostluğun.
Boşalıp kaldı sarayın, nurum gitti yüzümden.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim,
Han sarayda doğmuş idik, bugün kaldık esir, yetim.

Minarem göründü çok yerlere yettikçe,
Daha da bir ağladım, ellerim bitesiye,
Dedim: Ya Rabbi, minarem , bilmiyorsun, nereye varayım!

Bıraktım artık seni, taktire yoktur çarem.
Han üstüne kuruldun, tastandır senin altın
Ömürlere kalırız senin ile benim adım
Böyle söyleyip vardıkça, minarem de kayboldu,
Kaybolmasının nedeni kafes çok yol aldı.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim
Gönlüm yüce, gözüm yaşlı,  kendim esir, oğlum yetim.

Kafes gitti kaybolup, alici gibi kuşu alıp,
Benim gibi garip çaresizin aklını, gücünü alıp.
Vara vara biz ulaştık Zuya denen şehre,
Geldi oradaki ahali, mirza bizi görüp kalmaya
Varıp yetince Zuya'ya, orda biz üç gün durduk,
Çıkmadık biz bir yere, kafes içinde oldurduk.
Oradan gittik Moskova'ya, görüp sefer zorluğunu
Esir olup varıyoruz, görmeden dünya ziynetini
Çok zamanlar geçince, Moskova'ya varıp ulaştık.
Bu bahtsız başlara ne olur diye biz düşündük.
"Kızlar meydanı" denen bir yere götürdüler.
Biraz bakıp durduktan sonra bizi binaya soktular.
Girdiğimiz binaya nöbetçi koydular bir on kişi,
Çıkarmıyorlar, yürütmüyorlar, sokmuyorlar bir kişi.
Gün de geçiyor, gece de geçiyor, üzüntüden beynim sızlıyor.
İki adam gelmiş bir gün, birisi "sur" diye el kaldırıyor.
Esir olan biçare? Dikildim ben haykırarak,
Yavrum ile ikimizi nereye onlar alıp gidiyor?
Varıp girdik geniş binaya, içinde onun hansaray
Çok insan toplanmış, hepsi de bize bakıyor
Padişah ta burada kendisi, bana diyor bu sözü:
"Oğlunu burada büyütürler, kocaya veririm sizi"
Diye orda yavrumu elimden aldılar,
Esirlikten yanmış idim, daha da ateşe koydular.
Duydum ben yavrumu poplar almışlar diye,
Akılı da yok sabiyi dinden çıkarmışlar diye.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim
Gözüm mühürlü, gözüm yaşlı, kaldım yalnız, esir, yetim.

Ben gidince kumam "gitti artık Suyumbike" diye
Kendine koca alıp, olmak istemiş hankadın.
Halk ile anlaşıp, Astrahan'dan han almış,
Kendim Kne gez imiş, adi Yadigar imiş,
Kumam hana varmış, Kazanı tutarım diye,
Dünya demiş:"Acele etme hele, seni de ateşe atarım" diye.

O yıl o beni de padişah verdi bir hana,
Kasımdaki Şeyhali'ye, Kazana düşman tarafa.
Beni alıp savaş emir olundu varmaya,
Moskoflarla birlikte Kazan'ı kendine almaya.

Suyumbike adım, Nogay aslim, Nerde benim genç devletim
Kazan'ım yok, gönlüm dolu, unutamadan hiç hasretin.

Şeyh Aliler varmışlar, Kazan'ı kendilerine almışlar,
Beni satan mirzaların başını yere koymuşlar,
Yadigar ile kumam daha da ele düşmüş,
Beni yakan ateşe kendiside iyi pişmiş.
Garip yavrum Ötemıs de altı yaşına ulaştı,
Utanç dünyasından gitti, ondan bir üzüntüm bitti.
Dünyaya gelen insan kaygı görmeden durmuyor.
Dünya da şaat gezenin de topraktır son yatağı.

Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim
Gördüm zorluk, çektim azap unutulmuyor hiç hasretim.

Bu haber 1396 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Destanlar

Şora Batır Destanı

Şora Batır Destanı Yazar: Dinara NURGISHIEVA

Edige Destanı

Edige Destanı Yazar: Dr. M. Aziz SÜTBAŞ

Google Translate

GALERİ

ANKET

Yeni sitemiz sizce nasıl olmuş ???





Tüm Anketler

SAYAÇ

Aktif Ziyaretçi 1
Bugün Tekil1
Bugün Çoğul21
Toplam Tekil 59851
Toplam Çoğul203961
Ip 93.89.225.254

Tüm Hakları www.nogayturkleribulteni.org ve www.nogayturkleri.org aittir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu